Degisimi kabullensek mi artık?

Lise yıllarımda, dönüşüm romanını ilk kez okumuş ve neden bahsettiğini algılayamamıştım. Kitabın anlattığı tek şeyin gregor samsanın bir sabah uyandığında bir böceğe dönüştüğünü fark etmesi ve ailesinin onun bu yeni halinden yavaş yavaş soğuması ve hatta ölümünü dilemesinden ibaret olduğunu düşünmüştüm. Ama bazen bir filmi izlediğimizde veya bir kitabı okuduğumuzda algılayamama sebebimiz, algılamak için gerekli vaktin gelmemiş olması ve edindiğimiz tecrübelerin yeterli doygunluğa ulaşmamış olması oluyor.

Ve şimdi bu kitabı anlayabilmek için yeterli hayat tecrübesine sahip olduğumda; nasıl daha önce anlayamadığıma bir hayli şaşırdım.

Seni seven herkes seni tam olarak sen olduğun için seviyormuş aslında. Belki istediği, belki de alıştığı sen. Bir eksik bir fazla olduğunda kabullenemiyormuş.

Tam olarak buymuş Kafka'nın "Dönüşüm" romanında anlattığı.

"Değişim iyidir." deyip duran insanoğlu için, değişim aslında ne korkunç bir kelimeymiş. Ne şekilde olursa olsun değişmesini istemiyormuş insan sevdiğinin. İyi de böyle bir şey mi sevgi? Bu kadar basit mi değer vermek ve bu kadar kolay mı vazgeçmek? "Seni sen yapan herhangi bir şey" veya "seni sen yapan her şey" bu kadar değerli mi aslında?

Doğası değişim değil mi zaten insanın, dünyanın, hatta tüm evrenin?
İnsan büyüyor, yaprak sararıyor, güneş batıyor... Dünya dönüyor, yumurta çatlıyor ve zaman akıyor...

Yaşamı var eden her şey sürekli değişiyor, sürekli dönüşüyor. Ve insan istediği kadar inkar etsin kabullenemiyor..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Susmak...

Bu kisiyi tanıyorsunuz...