Bu kisiyi tanıyorsunuz...
Ya siz, ya da bir yakınınız. Ama illa ki bu kişiyi tanıyorsunuz. İçinde; zamanın büyüttüğü bir kartopu gibiydi öfkesi, her geçen dakika daha da güçlenecek ve nihayetinde devasa bir çığa dönüştüğünde; kalbini, aklını, tüm bedenini içine alacaktı. Büyümeden durdurulması gerekiyordu, ancak sanki kendi elinde değildi bu. İçinde gerçekleşen bu doğal afeti hiçbir şey yapmadan izlemek zorunda olduğuna kendini inandırmıştı. Gittikçe büyüyen öfkesine karşı mağduru oynuyordu. Bu role kendini o kadar kaptırmıştı ki artık öfkesinin galibiyetini yadsınamaz bir gerçek olarak görüyor ve mağdur olduğuna kendisi de inanıyordu. Tüm suçu öfkesine atmak haksızlık olurdu. Tabi ki yaptıklarının sorumluluğunun epeyce bir kısmı onu bu kadar öfkelendiren şeye aitti. Bu düşünce öfkesinin artış hızını ikiye katladı. Onu öfkelendiren şeyi düşündükçe içindeki öfke daha da büyüyor ve büyüdükçe adam bütün dikkatini onu öfkelendiren şeye veriyordu. Öfkesi, bu kısır döngünün kaçınılmaz bir sonucu o...