Kayıtlar

Aralık, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu kisiyi tanıyorsunuz...

  Ya siz, ya da bir yakınınız. Ama illa ki bu kişiyi tanıyorsunuz. İçinde; zamanın büyüttüğü bir kartopu gibiydi öfkesi, her geçen dakika daha da güçlenecek ve nihayetinde devasa bir çığa dönüştüğünde; kalbini, aklını, tüm bedenini içine alacaktı.  Büyümeden durdurulması gerekiyordu, ancak sanki kendi elinde değildi bu.  İçinde gerçekleşen bu doğal afeti hiçbir şey yapmadan izlemek zorunda olduğuna kendini inandırmıştı. Gittikçe büyüyen öfkesine karşı mağduru oynuyordu. Bu role kendini o kadar kaptırmıştı ki artık öfkesinin galibiyetini yadsınamaz bir gerçek olarak görüyor ve mağdur olduğuna kendisi de inanıyordu. Tüm suçu öfkesine atmak haksızlık olurdu. Tabi ki yaptıklarının sorumluluğunun epeyce bir kısmı onu bu kadar öfkelendiren şeye aitti. Bu düşünce öfkesinin artış hızını ikiye katladı. Onu öfkelendiren şeyi düşündükçe içindeki öfke daha da büyüyor ve büyüdükçe adam bütün dikkatini onu öfkelendiren şeye veriyordu. Öfkesi, bu kısır döngünün kaçınılmaz bir sonucu o...

Susmak...

Konuşacak o kadar şey varken neden susarız? Neden sustuklarımız konuştuklarımızı aşmış durumda? Susmak sadece konuşmamak mıdır, yoksa daha derin bir anlam mı saklar içinde? Biraz düşünelim bu konu hakkında, sahi nedir susmak? Konuştuklarından çok sustukları vardır insanın aklında, konuştuklarından çok sustuklarını düşünür ve konuştuklarından çok sustukları acıtır canını. Sustukları, bazen boğazında bir yumru, Bazen gözlerinden akamayan yaşlar, Bazen zihnini asla terk etmeyen anılar,  Bazen kulaklarında yankılanan cümleler, Bazen kalbini sıkıştıran duygular... Bazen ise insanın içinde taşıdığı, yüzlerce küçük cam bilyeden oluşan bir yük. Ve dudaklarından yere dökülebilse bu küçük bilyeler, yeniden doğmuş gibi rahatlayacak belki... Evet ağır bir yüktür susmak, ama konuşmanın fayda sağlamadığı durumlarda ne yapacağını öğrenmiş olmanın bilgeliğini taşır aynı zamanda.  Anlatacaklarının ağırlığı altında ezilip, onları dudaklarından dökebilecek kelimeleri bulamamanın çaresizliğini ta...