Satoda Yasayan Herkes Mutlu mu?
Karşısında duran o görkemli şatoya baktı. Tek kelimeyle şahaneydi, kusursuz. Her ayrıntısında gezdirdi gözlerini, bir noksan, bir kusur aradı. Bulamadı. İhtişamlı bir kapı, bahçede renk renk, çeşit çeşit çiçekler, altın işlemeli duvarlar, birer mücevher gibi parlayan pencereler, gökyüzüne uzanıp bulutları selamlayan kuleler... Dışarısı böyleyse içi kim bilir ne kadar güzeldir diye düşündü. Etrafına hayranlıkla bakınarak giriş kapısından geçti. İçeri girdikçe ufak tefek kusurlar çarpmaya başladı gözüne. O ana kadar gördüğü ihtişamın büyüsüyle görmezden geldi bu kusurları. Ta ki her bir kusur gittikçe büyüyüp artık göz ardı edilemeyecek duruma gelinceye kadar. İlerledikçe ve baktıkça etrafına, yokladı düşüncelerini; doğrularını, yanlışlarını... İlerledikçe içeri girmeden önce gördüğü o şahane şatonun zihnindeki görüntüsü biraz daha küçüldü, biraz daha eskidi, biraz daha kaybetti ihtişamını. Sıcakta bırak...